Şu genç yaşımda, hem şehirler arası hem de aynı şehirde, 7-8 sene boyunca 12-13 ev değiştirdim. Kiminde evi sevmedim, kiminde ev beni sevmedi, yok küçük geldi, yok komşu çok gürültücü derken nihayet son iki senedir aynı evdeyim. Normalde bir evde en fazla bir sene oturmuşumdur ama bu ev makus talihimi yendi galiba...
Bu kadar senelik taşınma geçmişimden ders çıkardığım konuları sizlerle de paylaşmak istedim. Hepinizin başından kuvvetle muhtemel en az bir taşınma olayı geçmiştir ancak, henüz tecrübe etmeyenlere anlatacaklarım var.
İlk şart elbette ev bulmak. Bugüne kadar oturduğum tüm evleri emlak sitelerinden buldum. Ev ararken ihtiyaçlarınızı iyi analiz etmeli ve sizi gerçekten mutlu edecek özellikleri ilk sıraya koyarak arama yapmalısınız. Çünkü taşınma hem maddi hem de manevi bir yük, bu nedenle tam bir eksper gibi davranın. Şu anda ev ihtiyacım olmamasına rağmen, sırf merakımdan ara sıra emlak sitelerine girer ve kiralar ne durumda, sevdiğim muhitlere yeni evler yapılmış mı, ya da daha önce çok beğendiğim bir ev hala boş mu, boşalttığım ev dolmuş mu gibi değişik fantezilerimi tatmin amacıyla gezinirim:) (Evet, normal değilim!) İşte bu sebeple, örneğin Ankara Batıkent'te içini hiç görmediğim halde, önünden geçerken hangi odasının nerede, kirasının kaç lira olduğunu söyleyebileceğim pek çok ev mevcuttur. Siz de toparlanmaya başlamadan makul bir süre önce araştırmalarınızı yapın, elbette ilk olarak tanıdıklarınızdan sorun, soruşturun. Taşınacağınız evi direk sahibinden bulmak, yapacağınız pek çok masraf içinden mühim bir kalemin eksilmesini sağlayacaktır. Durduk yerde emlakçıları zengin etmenin de bir alemi yok, değil mi?
Ev aramaya başlarken eşyalarınızı da yavaş yavaş toparlamaya başlamalısınız. Sakın ola, "daha vakit var, daha ortada ev yok ki" gibi cümlelere sığınarak işinizi ertelemeyin. Çünkü taşınmaya karar verdikten ve oturduğunuz evle tüm hissi bağlarınızı kopardıktan sonra, eliniz hiçbir işe gitmeyecek, toz almak bile zor gelecektir. Mantık hep aynıdır, "enerjimi yeni eve saklıyorum!" İşte bu nedenle taşınmanın ilk ayağı olan koli toplama kod adlı ulvi görevinize başlayabilirsiniz. Hedefiniz büyük marketler, mahalle bakkalı ya da satın alabileceğiniz yapı marketler. Ben şahsen koliye para vermem, çevredeki büyük marketlerden birine her gün mal geldiği için, dünya kadar koli çıkıyor. Bunları da karşılıksız olarak isteyenlere veriyorlar. Bence gözünüzü dört açın ve böyle yerleri kaçırmayın!
Kolileri aldık ve eve geldik. Benim taşınmalarımda her zaman en yorucu kısım kitaplar olmuştur. Bu nedenle, toplanırken ilk olarak kitaplardan başlayıp bir odaya üst üste yığarız. Zaten arabayla getirdiğimiz ilk koli postası da komple kitaplara harcanır ve evin içinde
"artık kitapları topladık ya, gerisi kolay, bir şey kalmadı." gibi saçma cümleler uçuşmaya başlar. Kitapların sayısını, ağırlıklarını ve kapladıkları alanı az çok tahmin edebilirsiniz böylece:) Bunun gibi, sizin de gözünüzde büyüyen eşyalarınız varsa ilk olarak onlardan başlayın. Yılgınlık ve zaman doğru orantılı olduğundan sona bırakmak pek mantıklı değildir. Yine mevsime göre, kullanmadığınız giysileri de hemen toplayıp kaldırabilirsiniz.Yatak yorgan gibi kirlenmeye ve yırtılmaya açık olan eşyalarınız için eski çarşaflarınızı feda etmekten çekinmeyin. Dört ucunu toplayıp ortasına şık bir fiyonk kondurursanız, hem rahat taşır hem de stilinizi konuşturursunuz:) Sağlam kulplu hurçlar da bu aşamada bir seçenek elbette.
Eğer taşınılacak ev kesin olarak belliyse, artık sevgili mutfağınıza giriş yapabilirsiniz. Evdeki kişi sayısına göre tabak, bardak, çatal-kaşık gibi eşyalarınızı bir iki tencereyle beraber ayırıp kalanını paketlemeye başlayın. Bunca yıl taşınmalardan kesin olarak öğrendim bir şey varsa, o da mutfak toplamaktır. Bu alandaki rekorum 1,5 saattir ki, buna tüm tabakların hızlı bir şekilde gazetelenip, iç kısmı kolinin tabanına bakacak şekilde üst üste, bardakları ise bir sayfa gazeteye iki bardak gelecek şekilde sarmak ve koliye yerleştirmek dahildir. Şehirler arası taşınmalarım dahil kırılmış tek bir bardağım dahi yoktur Dünya kadar organizer yazısı yayınladık, işte o yazılar bugünler içindi:) Kıssadan hisse; nasıl paketlediğiniz ve yerleştirdiğiniz çok önemlidir!
Mutfakla birlikte gümüşlerinizi
, kırılacak objelerinizi
de kaldırabilirsiniz. Burada önemli bir noktayı hatırlatmakta fayda var. Kolilerinizi mutlaka etiketleyin. Ancak; eşyalarınızı kim taşıyacak olursa olsun; ister üç işçi, ister son derece tanınmış ve güvenilir bir nakliye firması fark etmez, kolilerin üzerine eşyalarınızın isimlerini yazarken genellemeler yapmak bazen çok daha yararlıdır. Kolinin üzerine antikalar, gümüşler ya da çiniler gibi cezbedici etiketler yazmanız, herhangi bir sapık için yazacağınız gecelik-iç çamaşırı etiketinden farksızdır ve bu durum yeni evinize vardığınızda mevcut koli sayınızda belirgin bir azalmaya yol açabilir:) Bu nedenle üşenmeyin, etiketleyin, ayrıntıya girmeyin, elinizdekinden olmayın!
Şimdiye kadarki tüm taşınmalarımızda özel eşyalarımızı kendimiz taşıdık. Nakliye aracına kaba eşya dışında hiçbir şeyi koydurmadık, gözümüz arkada kalmadı böylelikle. Evet biraz yorucu oldu ancak, mesafeler çok uzak olmadığından sorun olmadı. Eğer kendi aracınız yoksa ve tüm eşyalarınız nakliye aracıyla gidecekse, özel eşyalarınızı çok iyi muhafaza edin.
Nakliyeci abiler işlerine pek kimseyi karıştırmazlar. Hatırlıyorum da, bir taşınmam esnasında koltukları nasıl sarmaları gerektiğini anlatmaya çalışırken
(Tamam, abartmış olabilirim, bağırmayın!) onlar;
"Abla sen bi dur." gibi güzel Türkçemizin son derece etkili ve vurucu cümlelerinden biriyle beni durdurmuşlardı ve ben hiç kullanmadığım sandalyelerim kapılara çarparken sesimi bile çıkaramamıştım. Çünkü yeter ki taşınalım ve kurtulalım mantığı devreye girmişti. İşte bu noktada eşyalarınızı bizzat taşıyacak, halk arasında amele olarak tabir edilen işçilere de değinmek lazım. Gerçekten bu işi layığıyla yapan, kendi eşyası gibi taşıyan pek çok insan var. 11. kattaki evimize, asansöre sığmayan koltuğu hiç durmadan sırtında taşıyıp, eve girince alnından koca bir ter damlasını şıp diye döktüğüne şahit olduğum abi gibi mesela. Yani, eşyanızı taşıyacak firmayı mutlaka referans alarak, tavsiyeleri dinleyerek seçiniz. Yoksa üzülürsünüz. Ne demiş eskiler, mal canın yongasıdır, ama aynı eskiler şunu da eklemişler; bir taşınma üç yangına bedeldir! Varmış bir bildikleri demek ki:)

Artık yeni evinizdesiniz, temizliği zaten günler öncesinden yapmıştınız, değil mi? Tabii içeri girenler, çıkanlar evi tekrar batırdı. İdare edin, çünkü bir süre vileda mütemmim cüzünüz
(yok öyle hazıra konmak, doğru google amcaya) olacak. Bir yerleştirip üç sileceksiniz. Nakliyeci abilere karışamayız falan dedik ama, kolileriniz eve taşınırken böyle bir saçmalık yapmayın, o kadar da değil! İşte tam da bu anda süper etkili etiketleriniz devreye girecek ve siz kolileri ait oldukları yere koydurabileceksiniz. Ben bugüne kadar biri hariç, hep 2 ya da 3 katlı evlerde oturduğumdan, özellikle kitap kolilerinin üst kata çıkarılması hayati öneme sahip oldu her zaman. Siz de evinizin durumunu göze alarak, kolilerin gelişigüzel bir şekilde evin girişine yığılmasını engelleyin, abileri yönlendirin, kaytaran olursa kaşlarınızı çatın, el kol hareketi yapın, gerekirse rencide etmekten çekinmeyin:)

Her şey tamam, yerleştiniz ve eziyet sona erdi. Son çöpleri de dışarıya çıkardınız. Bundan sonrası size kalmış, artık ayaklarınızı uzatıp bir yorgunluk kahvesi içebilirsiniz. Kahveyle birlikte etrafa şöyle bir göz atın. Güzel olmuş mu, vallahi olmuş, ellerinize sağlık. Bu arada perdelerden gelen yumuşatıcı kokusunu alabiliyor musunuz? Oh mis gibi...Yeni evinizde iyi oturmalar efendim...