15 Eylül 2013 Pazar

Planlı Yaşamayı Sevenler İçin

Not almayı seven, günlük, haftalık ya da aylık planlar yapan biriyseniz burada bulduğum hazır "yaşam organizatörleri" tam size göre. Dilediğiniz kağıdı seçip yazıcıdan çıktı almak suretiyle kullanabilirsiniz. Şimdi bir kaç örnek görelim.
matbu
Haftalık planlayıcı sayfa
kagit
Dondurucu envanter listesi
liste
Yapılacaklar listesi
kagit
Önemli telefonlar
matbu
Haftalık menü planı
kagit
Yapılacaklar listesi

20 Temmuz 2013 Cumartesi

Dekoratif Kamyon Sanatı

Başlık şaşırtıcı oldu değil mi ? Yoksa Tuval Olan Kamyonlar mı demeliydim :)
dekoratif-boyama-kamyon-pakistan-modifiye
Kısa bir araştırma sonucu Pakistan'ın Karaçi bölgesinin kamyon dekorasyonu konusunda merkez kabul edildiğini,1920'lerden bu güne, ülkenin bir çok yerinde, babadan oğula süregelen bu geleneğin, akademik kariyere sahip olan profesyonel kamyon sanatçılarının da desteğiyle yaklaşık 50.000 insanın çalıştığı bir iş alanı halini aldığını,  kamyon içlerine konulan portreler, kaligrafik şiirler, dualar, dini ayetler, nüktedan ifadeler ve resimlerle müthiş fantastik bir havaya bürünen bu araçların 10 hafta gibi bir sürede dekore edilip, kullanılan malzemeye ve işçiliğe göre 2000 $ ile 5000 $ arasında değişen fiatlara malolduğunu öğrendim. Kaynak
dekoratif-boyama-kamyon-pakistan
İşte göz kamaştırıcı renkleri, cafcaflı detaylarıyla  Pakistan'dan Dekoratif Kamyon Sanatı Resimleri.
dekoratif-boyama-kamyon-pakistan
dekoratif-boyama-kamyon-pakistan
dekoratif-boyama-kamyon-pakistan
dekoratif-boyama-kamyon-pakistan
dekoratif-boyama-kamyon-pakistan
dekoratif-boyama-kamyon-pakistan-sanat

2 Kasım 2012 Cuma

Kıyafet Seçerken Dikkat Edelim

Ayakkabı alırken dikkat edilmesi gerekenleri paylaşmışken, kıyafet konusuna da değinelim istedim. Aslında kıyafet ve ayakkabı seçimi son derece paraleldir. Şöyle ki, ayağınıza uymayan ayakkabıyı sırf moda diye almak ne kadar mantıklıysa, size yakışmayan ama yeni çıktığı için giymek istediğiniz kıyafeti almak da o derece mantıklıdır. Tamam alın madem, içinizde kalmasın ama lütfen eviniz, hatta odanız sınırlarında giyin ki, toplumda infiale sebep olmayın.:)
kıyafet-seçimi
Moda eleştirmeni değiliz ancak, göz var nizan var. Aşırı kilolu bir insanda çok dar bir kıyafet ne kadar yanlışsa, çok zayıf bir insanda aşırı bol giysiler de bir o kadar yanlıştır.

Benim özellikle bazı kilolu ve kısa boylu hanımlarda bir türlü anlayamadığım şey; bel hizasında üstler giymekte neden ısrar ettikleridir. Oysa kalçayı kapatan, kıvrımlara dikkat çekmeden bütünlüğü sağlayan giysiler her zaman daha hoş görünür. Tek renk maksi elbiseler de, zevahiri büyük ölçüde toplayacaktır.

Zayıf kadınlar ise vücutlarına uyan, annesinden ödünç almış gibi üzerinde eğreti durmayan giysileri tercih etmelidirler. Yürüyen çuvallara kimsenin tahammülü yok sonuçta.
kıyafet-seçimi
Kıyafet seçerken dikkat edilmesi gereken noktalardan biri de dekolte ayarlamasıdır. Dekolte denilen meret, hassasiyet isteyen, güzel olanın ön plana çıkarılmasını amaçlayan bir detaydır. Tüm giysiyi dekolte haline getirmek ya da sırf dekolte giymek için yanlış giysiler seçmek davete katılanların toplu intiharıyla sonuçlanabilir(!) Kaburga sayısının ilan edilmesiyle, elbisenin her deliğinden bir dirhem etin pırtlatılması arasında pek de fark yoktur. Dekolte düz mantıktır, kabaca "neresi güzelse orayı göster" olarak da özetlenebilir. Ama bundan, güzel olan her yerin aynı anda gösterileceği anlamı da çıkmasın. Sırt dekolteniz varsa göğüse gerek yoktur. Göğüs varsa, bacak dekoltesi ölçülü olmalıdır. Kaliteli ucuzluk pazarda geçerli olabilir ama bir gece davetinde asla!!!
kıyafet-seçimi
Enine-boyuna çizgililer şöyle, ekoseler böyle gösterir klişelerine hiç girmeyeceğim. Zira ortada daha vahim bir durum var; skinny jeans! Aman Yarabbi, Türk kadınlarının hepsi Kate Moss, hepsi uzun, hepsi ince ve hepsinin sırım gibi bacakları var sanki. Tıpkı uzun ve ince kadınlar baz alınarak üretilen babetlerin kısa ve şişman kadınlarca daha çok sevilmesi gibi, skinny jeans de en çok kalın bacaklı, yapılı kadınlar tarafından  tercih ediliyor her nedense. Hele bir babet ve skinny kombinleri var ki, evlere şenlik! Hayır, neden zorluyorsun? Bol, dökümlü, üzerine yakışan bir pantolon giysen, kan dolaşımın hızlansa, az oksijen girse vücuda, güzel olmaz mı?
kıyafet-seçimi
Skinny jeanden bahsetmişken, ayak bileğinin biraz üzerinde biten taytlar için de aynı kurallar geçerli. Orta uzunlukta bir üst ile kombinlendiğinde hoş bir etki bırakırken, belde biten bir body ile duble felakete yol açabiliyor. Tayt gibi dar parçaların yakışması için yalnız zayıflık yetmiyor, biçimli bir vücut da şart elbette.
kıyafet-seçimi
 Fazla kiloyu kimse taşımak istemez ama her zayıf da güzeldir diye bir şey yok, içiniz rahat olsun. Örneğin geniş basenli ve ince bacaklı bir kadının pantolon giymesi her zaman doğru bir tercih değildir. Bacakların çarpık olma ihtimalini saymıyorum bile:)

Başlık kıyafet seçimi ama görüyorsunuz, zayıf kadınlarda sorun olabilecek bir iki mevzu varken, kilolu hanımlarda sorun oluşturan pek çok detay var. İşin özü şu; madem o kiloları alırken dikkat etmedin, bari giyinirken dikkat et. Tamam sağlık problemi olur, hormonlar zıplamıştır kabul ancak, genetik kodumuz da ortada neticede. Kilo almaya, hem de hepsini sanki başka yer yok gibi kalçaya ve göbeğe almaya meyilliyiz. Büyük büyük halamızın kökleri de Rusya'ya dayanmadığına göre, kusurlarımızı şıklıkla kamufle etmeyi öğrenmeliyiz.

Peki sizin gözünüze takılan, sinir olduğunuz veya "evden çıkarken hiç mi aynaya bakmamış?" dediğiniz yanlışlar neler? Kim, neyi, nasıl giymeli size göre?

22 Ekim 2012 Pazartesi

Ayakkabı Alırken Dikkat Edelim

Ayakkabılar biz kadınların vazgeçilmezidir. Kimimiz topuklu stilettolara hayranızdır, kimimiz babetlere. Kimimiz 10 cm.den aşağısına bakmaz, kimimiz dolgu topuklardan gözünü alamaz. Peki piyasadaki bunca göz alıcı model arasından kendimize uygun olan ayakkabıyı nasıl seçmeliyiz?

1-Vitrinlerde ışıldayan ayakkabılar, Seda Sayan'ın inceltici kullanılmış program görüntüleri gibidir. Aldatıcıdır ve tuzaklarla doludur! Satıcının ısrarla size çok yakıştığını söylediği ayakkabı, eve geldiğinizde aşağıdaki gibi bir hayal kırıklığı yaratabilir. Bu nedenle aynaya alışverişten sonra değil önce bakın ve iç kısımdaki o anlamsız çıkıntıların 30 yıldır orada olduğunu artık kabul edin. Halkın göz sağlığını tehlikeye atmaya hakkınız yok!
çirkin-ayak
2- Ayakkabı alırken en uygun vakit, bilindiği üzere öğleden sonraki saatler. Zira ayaklar şişmiş oluyor ve gün içerisinde ulaşabilecekleri maksimum tombikliğe ulaşıyorlar. Bu nedenle ne yapın edin, ayakkabı alışverişini ikindi vakitlerine denk getirin. Sabahın kör karanlığında yapacağınız alışverişin, esnaf için siftah olması dışında hiçbir anlam ifade etmeyeceğini unutmayın.;

3- Beğendiğiniz her ayakkabıya potansiyel malınız muamelesi yapmayın. Ayak parmaklarınızın sandaletten dışarı sarkmayacağından ya da en küçük parmaklarınızın sıkışarak gözden kaybolmayacağından emin olarak ayakkabı alın. Satıcının gazına gelmeyin. Baktınız parmaklardan biri dışarı fırlıyor, hemen orada bu utanç verici işleme bir son verin!

4- Ayaklarınız taraklı olabilir, bunu anlıyorum. Peki, neden hala o dar kesim ayakkabılarla çuval-patates muhabbetine giriyorsunuz? Rica ediyorum, vazgeçin. Sığmaz, sığmayacak. Bakın ne güzel ortopedik terlikler, yumuşacık ayakkabılar var. Bu konuda en güncel ve sağlam bilgiyi babaannenizden ya da karşı komşunuz Hacı Mualla Teyze'den alabilirsiniz:) Şaka şaka, artık hem ortopedik hem de şık ayakkabılar üretiliyor çok şükür:)

ortopedik-ayakkabı

5-Ayaklarınıza bakın. Bakın derken, gözlerinizi dikip bakmanızdan bahsetmiyorum, bakım yapın! Ilık bir suda 15 dakika dinlendirme ve ardından nemlendirici bir kremle yapacağınız yumuşak bir masaj, zavallı ayaklarınız için en büyük iyilik olur. Yoksa, tüm gece çıplak ayakla mahalleyi arşınladım deseniz bile, topuğunuzdaki fay hatlarını kimseye açıklayamazsınız. Ayak tırnaklarınızı, çok uzamasını beklemeden ve düz bir şekilde kesin. Ayağınızı sıkan ve yüksek topuğuyla ayağın ön kısmına yük bindiren ayakkabılardan uzak durun. Tırnak batmasının küçük ama son derece acılı bir süreç olduğunu unutmayın.

6- Sonuç olarak; modayı yakalamak uğruna, size uymayan ayakkabılara para vermekten, ay sonu gelince "Bakkala bir çift Dior versem, bir aylık erzakım hazır." gibi takas hayallerinden vazgeçin.  Aksi halde kafanıza yiyeceğiniz bir ayakkabı ile acı gerçeklere merhaba diyebilirsiniz.

7-  Buraya kadar yazıyı okudunuz ama sizin için önemli olan marka giymek ya da ilgi çekmek olabilir. Ayaklarınız ufacık ayakkabıların içinde büzüşse de, siz dişinizi sıkar, günü kurtarırsınız. Tüm geceyi bel ve bacak ağrılarıyla geçirir, yine de şıklığınızdan ödün vermezsiniz. Özgürsünüz. Yarın günün ilk ışıklarıyla gidin ve kafam kadar topuklu, şık bir Louboutin alın. Evet çok güzel, evet yürüdükçe arkadan kırmızı kırmızı görünüyor, evet tüm mahalle sakinleri siz geçerken dönüp baktı ayakkabılarınıza. Eh, sırf bu ayrıcalığı yaşamak bile sıkıntı çekmeye değer, değil mi? Peki ama, ya mahalle sakinleri aslında ayakkabılarınıza bakmıyorsa? Ya çöken omurganız, adım atmak dışında her türlü akrobasi hareketine benzeyen yürüyüşünüz ise asıl dikkati çeken? Hiç düşündünüz mü?
louboutin
 

19 Ekim 2012 Cuma

Evden Eve Taşınma

Şu genç yaşımda, hem şehirler arası hem de aynı şehirde, 7-8 sene boyunca 12-13 ev değiştirdim. Kiminde evi sevmedim, kiminde ev beni sevmedi, yok küçük geldi, yok komşu çok gürültücü derken nihayet son iki senedir aynı evdeyim. Normalde bir evde en fazla bir sene oturmuşumdur ama bu ev makus talihimi yendi galiba...
Bu kadar senelik taşınma geçmişimden ders çıkardığım konuları sizlerle de paylaşmak istedim. Hepinizin başından kuvvetle muhtemel en az bir taşınma olayı geçmiştir ancak, henüz tecrübe etmeyenlere anlatacaklarım var.

İlk şart elbette ev bulmak. Bugüne kadar oturduğum tüm evleri emlak sitelerinden buldum. Ev ararken ihtiyaçlarınızı iyi analiz etmeli ve sizi gerçekten mutlu edecek özellikleri ilk sıraya koyarak arama yapmalısınız. Çünkü taşınma hem maddi hem de manevi bir yük, bu nedenle tam bir eksper gibi davranın. Şu anda ev ihtiyacım olmamasına rağmen, sırf merakımdan ara sıra emlak sitelerine girer ve kiralar ne durumda, sevdiğim muhitlere yeni evler yapılmış mı, ya da daha önce çok beğendiğim bir ev hala boş mu, boşalttığım ev dolmuş mu gibi değişik fantezilerimi tatmin amacıyla gezinirim:) (Evet, normal değilim!) İşte bu sebeple, örneğin Ankara Batıkent'te içini hiç görmediğim halde, önünden geçerken hangi odasının nerede, kirasının kaç lira olduğunu söyleyebileceğim pek çok ev mevcuttur. Siz de toparlanmaya başlamadan makul bir süre önce araştırmalarınızı yapın, elbette ilk olarak tanıdıklarınızdan sorun, soruşturun. Taşınacağınız evi direk sahibinden bulmak, yapacağınız pek çok masraf içinden mühim bir kalemin eksilmesini sağlayacaktır. Durduk yerde emlakçıları zengin etmenin de bir alemi yok, değil mi?

Ev aramaya başlarken eşyalarınızı da yavaş yavaş toparlamaya başlamalısınız. Sakın ola, "daha vakit var, daha ortada ev yok ki" gibi cümlelere sığınarak işinizi ertelemeyin. Çünkü taşınmaya karar verdikten ve oturduğunuz evle tüm hissi bağlarınızı kopardıktan sonra, eliniz hiçbir işe gitmeyecek, toz almak bile zor gelecektir. Mantık hep aynıdır, "enerjimi yeni eve saklıyorum!" İşte bu nedenle taşınmanın ilk ayağı olan koli toplama kod adlı ulvi görevinize başlayabilirsiniz. Hedefiniz büyük marketler, mahalle bakkalı ya da satın alabileceğiniz yapı marketler. Ben şahsen koliye para vermem, çevredeki büyük marketlerden birine her gün mal geldiği için, dünya kadar koli çıkıyor. Bunları da karşılıksız olarak isteyenlere veriyorlar. Bence gözünüzü dört açın ve böyle yerleri kaçırmayın!

Kolileri aldık ve eve geldik. Benim taşınmalarımda her zaman en yorucu kısım kitaplar olmuştur. Bu nedenle, toplanırken ilk olarak kitaplardan başlayıp bir odaya üst üste yığarız. Zaten arabayla getirdiğimiz ilk koli postası da komple kitaplara harcanır ve evin içinde "artık kitapları topladık ya, gerisi kolay, bir şey kalmadı." gibi saçma cümleler uçuşmaya başlar. Kitapların sayısını, ağırlıklarını ve kapladıkları alanı az çok tahmin edebilirsiniz böylece:) Bunun gibi, sizin de gözünüzde büyüyen eşyalarınız varsa ilk olarak onlardan başlayın. Yılgınlık ve zaman doğru orantılı olduğundan sona bırakmak pek mantıklı değildir. Yine mevsime göre, kullanmadığınız giysileri de hemen toplayıp kaldırabilirsiniz.Yatak yorgan gibi kirlenmeye ve yırtılmaya açık olan eşyalarınız için eski çarşaflarınızı feda etmekten çekinmeyin. Dört ucunu toplayıp ortasına şık bir fiyonk kondurursanız, hem rahat taşır hem de stilinizi konuşturursunuz:) Sağlam kulplu hurçlar da bu aşamada bir seçenek elbette.


Eğer taşınılacak ev kesin olarak belliyse, artık sevgili mutfağınıza giriş yapabilirsiniz. Evdeki kişi sayısına göre tabak, bardak, çatal-kaşık gibi eşyalarınızı bir iki tencereyle beraber ayırıp kalanını paketlemeye başlayın. Bunca yıl taşınmalardan kesin olarak öğrendim bir şey varsa, o da mutfak toplamaktır. Bu alandaki rekorum 1,5 saattir ki, buna tüm tabakların hızlı bir şekilde gazetelenip, iç kısmı kolinin tabanına bakacak şekilde üst üste, bardakları ise bir sayfa gazeteye iki bardak gelecek şekilde sarmak ve koliye yerleştirmek dahildir. Şehirler arası taşınmalarım dahil kırılmış tek bir bardağım dahi yoktur Dünya kadar organizer yazısı yayınladık, işte o yazılar bugünler içindi:) Kıssadan hisse; nasıl paketlediğiniz ve yerleştirdiğiniz çok önemlidir!

Mutfakla birlikte gümüşlerinizi, kırılacak objelerinizi de kaldırabilirsiniz. Burada önemli bir noktayı hatırlatmakta fayda var. Kolilerinizi mutlaka etiketleyin. Ancak; eşyalarınızı kim taşıyacak olursa olsun; ister üç işçi, ister son derece tanınmış ve güvenilir bir nakliye firması fark etmez, kolilerin üzerine eşyalarınızın isimlerini yazarken genellemeler yapmak bazen çok daha yararlıdır. Kolinin üzerine antikalar, gümüşler ya da çiniler gibi cezbedici etiketler yazmanız, herhangi bir sapık için yazacağınız gecelik-iç çamaşırı etiketinden farksızdır ve bu durum yeni evinize vardığınızda mevcut koli sayınızda belirgin bir azalmaya yol açabilir:) Bu nedenle üşenmeyin, etiketleyin, ayrıntıya girmeyin, elinizdekinden olmayın!


Şimdiye kadarki tüm taşınmalarımızda özel eşyalarımızı kendimiz taşıdık. Nakliye aracına kaba eşya dışında hiçbir şeyi koydurmadık, gözümüz arkada kalmadı böylelikle. Evet biraz yorucu oldu ancak, mesafeler çok uzak olmadığından sorun olmadı. Eğer kendi aracınız yoksa ve tüm eşyalarınız nakliye aracıyla gidecekse, özel eşyalarınızı çok iyi muhafaza edin.
Nakliyeci abiler işlerine pek kimseyi karıştırmazlar. Hatırlıyorum da, bir taşınmam esnasında koltukları nasıl sarmaları gerektiğini anlatmaya çalışırken (Tamam, abartmış olabilirim, bağırmayın!) onlar; "Abla sen bi dur." gibi güzel Türkçemizin son derece etkili ve vurucu cümlelerinden biriyle beni durdurmuşlardı ve ben hiç kullanmadığım sandalyelerim kapılara çarparken sesimi bile çıkaramamıştım. Çünkü yeter ki taşınalım ve kurtulalım mantığı devreye girmişti. İşte bu noktada eşyalarınızı bizzat taşıyacak, halk arasında amele olarak tabir edilen  işçilere de değinmek lazım. Gerçekten bu işi layığıyla yapan, kendi eşyası gibi taşıyan pek çok insan var. 11. kattaki evimize, asansöre sığmayan koltuğu hiç durmadan sırtında taşıyıp, eve girince alnından koca bir ter damlasını şıp diye döktüğüne şahit olduğum abi gibi mesela. Yani, eşyanızı taşıyacak firmayı mutlaka referans alarak, tavsiyeleri dinleyerek seçiniz. Yoksa üzülürsünüz. Ne demiş eskiler, mal canın yongasıdır, ama aynı eskiler şunu da eklemişler; bir taşınma üç yangına bedeldir! Varmış bir bildikleri demek ki:)
temizlik
Artık yeni evinizdesiniz, temizliği zaten günler öncesinden yapmıştınız, değil mi? Tabii içeri girenler, çıkanlar evi tekrar batırdı. İdare edin, çünkü bir süre vileda mütemmim cüzünüz (yok öyle hazıra konmak, doğru google amcaya) olacak. Bir yerleştirip üç sileceksiniz. Nakliyeci abilere karışamayız falan dedik ama, kolileriniz eve taşınırken böyle bir saçmalık yapmayın, o kadar da değil! İşte tam da bu anda süper etkili etiketleriniz devreye girecek ve siz kolileri ait oldukları yere koydurabileceksiniz. Ben bugüne kadar biri hariç, hep 2 ya da 3 katlı evlerde oturduğumdan, özellikle kitap kolilerinin üst kata çıkarılması hayati öneme sahip oldu her zaman. Siz de evinizin durumunu göze alarak, kolilerin gelişigüzel bir şekilde evin girişine yığılmasını engelleyin, abileri yönlendirin, kaytaran olursa kaşlarınızı çatın, el kol hareketi yapın, gerekirse rencide etmekten çekinmeyin:)
dekorasyon
Her şey tamam, yerleştiniz ve eziyet sona erdi. Son çöpleri de dışarıya çıkardınız. Bundan sonrası size kalmış, artık ayaklarınızı uzatıp bir yorgunluk kahvesi içebilirsiniz. Kahveyle birlikte etrafa şöyle bir göz atın. Güzel olmuş mu, vallahi olmuş, ellerinize sağlık. Bu arada perdelerden gelen yumuşatıcı kokusunu alabiliyor musunuz? Oh mis gibi...Yeni evinizde iyi oturmalar efendim...